Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2016 Pazar

Okudum: Naftalin Kokulu Mektuplar - Mine Baki


"Seni mektupla da olsa öpmek büyük şey" diyor Ahmed Arif. Bu yüzden naftalin kokulu mektuplar gönderdim sana... Sevgilim, Kokun ne kadar da İstanbul... İçime çekerken seni esip geçiyor içimde hatıralar. Dokunuşların dalgalanıyor yüreğimde. Umuttur, gözlerinin ormanında koşmak delice, ve ellerinin beyazlığını gündüz bilmek senin.. Sen yine de gözyaşlarını gece, hüznünü katran karası et günlerime. Hiç şikayet etmem, Ve bilesin ben ne kadar özlersem o kadar da aşık olurum sana hanım eli kokarken bahçelerde, bir bardak çayın deminde özlemini solurken... Seni anlatırken yüreğimdeki İstanbul'a.
(Tanıtım Bülteninden)

*****



Uzun yıllar önce tanıdığım, bana kilometrelerce uzakta olsa da sıcaklığını, samimiyetini her daim hissettiğim güzel kardeşim Mine'nin kitap çıkardığını duyunca çok sevindim.
Gencecik bir yazardan sıcacık, aşk dolu bir kitap ve her sayfasını sindire sindire okuduktan sonra yazmak istedim.
İçerisinde hem şiir hem de deneme mevcut ama bu kitapta daha bir sevdiğim satırlar olmadı değil.
Zaten o çok sevdiğim bazı satırları da paylaşıyorum.:)
Çayınıza, kahvenize eşlik edecek, soğuk kış gecelerinde içinizi ısıtacak sıcacık bir kitap, eğer ki şiir-deneme seviyorsanız bu güzel kitabı D&R, kitapyurdu vb. kitapçılarda, sitelerde bulabilirsiniz.
Kitapta ki sevdiğim bir şiirle yazıyı noktalayayım.



15 Kasım 2014 Cumartesi

Okudum: Şah Mat - Mario Mazzanti

 
Konusu:
 
Polisle satranç oynayan bir seri katil...Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.
 
*****
 
Yazarın ilk okuduğum kitabı hatta alırken arka kapak yazısını beğenerek almıştım.
Ve okuyunca oldukça beğendim zekice kurgulanmış, sürükleyici ve en önemlisi son sayfaya kadar heyecan hiç bitmiyor.
Gazeteci, polis ve psikolog üçgeninde yakalanmaya çalışılan bir seri katil ve okurken aklınızda hep katil kim sorusu oluşturan güzel bir kitap diyebilirim.

28 Eylül 2014 Pazar

Okudum: Peter Pan Ölmeli - John Verdon

 
John Verdon'un şimdiye dek yazdığı bu en şaşırtıcı romanında, her olayı bulmaca çözer gibi ele alan Dave Gurney, polisin belirttiği şekilde işlenmesi imkansız olan bir cinayeti sıra dışı dehasıyla çözebilecek mi…

Varlıklı bir işadamı, annesinin cenazesinde suikasta kurban gitmiştir. Suçlu bulunan karısı tutuklanır ve ömür boyu hapse mahkum edilir. Onun masum olduğuna inanan sürgündeki dedektif Hardwick, bu esrarı çözebilecek tek kişinin, Dahi Dedektif DaveGurney'in kapısını çalar.
Suikastçının, bulunduğu noktadan hedefi vurabilmesinin imkansızlığı sadece Gurney'in dikkat edebileceği küçük bir ayrıntıydı.
Gurney, soruşturma için delilleri toplamaya başladıkça birbiri ardına tuhaflıklar olduğunu fark eder ve çok geçmeden tehlikeli bir adamın, sonucunda sadece ölüm olan şeytani hamleleriyle karşı karşıya kalır. Bu adamla alay eden herkes, bir gün ansızın ortadan kaybolmuş, kendilerinden bir daha hiç haber alınamamıştır. Öldürürken hep aynı şarkıyı mırıldanan, dünyanın en azılı tetikçisi, çocuk görünümlü olduğu için "Peter Pan" denilen sihirbaz bir cani.

"Dehşet verici bir olay ve çatallı yol ayrımında bir dedektif. Kesinlikle başarılı bir kombinasyon."
-New York Daily News-

"SherlockHolmes gibi Gurney de gerçeğe o derece susamış, hassas ve mantıklı."
-New York Times-

"John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)
 
*****
 
John Verdon'un okuduğum diğer 2 kitabına nazaran biraz daha sönük kalan ama yine de 2 günde bitirdiğim bir kitap oldu.
Açıkcası bana göre büyük beklentiler olmadan okunması gerekiyor diye düşünüyorum.
Güzel, akıcı bir kitap ama bir Aklından Sayı Tut değil.
Ama yine de ilk sayfasından son sayfasına kadar sıkılmadan okudum.
John Verdon yeni bir kitap çıkarsa yine alırım eğer sizde bu tarz cinayet-polisiye romanları seviyorsanız ve daha önce John Verdon okumadıysanız bu kitabı da yazarın diğer kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim.:)
 
 

13 Eylül 2014 Cumartesi

Okudum: Hayal - Ayşe Kulin

 
Konusu:
 
Ayşe Kulin, Dönüş'ün ardından yeni kitabı Hayal'de 1983'ten bu yana yaşamında yer alan renkli olaylara ve ilginç anekdotlara yer veriyor. Bu kitapta yazarlık hayaliyle başlayan bir yaşamın günümüze uzanan renkli görüntüleri yer alıyor. Özgün çizimlerle desteklenmiş olan Hayal aynı zamanda Kulin'in günümüze uzanan yazarlık serüveninin de bir öyküsü…

Ünlü işadamı Asil Nadir'den reklamcı Tunca Yönder'e; halkla ilişkiler alanının duayeni Betûl Mardin'den Rahmi Koç'a kadar iş, yayın, siyaset dünyasından pek çok tanınmış ismin yer aldığı kitap Yahya Kemal Beyatlı'nın "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" sözleriyle başlıyor.

Hayal, Kulin'in bir umuduyla son buluyor: "Bu dünyada var olduğum sürece hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Okurlarımla daha nice hayalde buluşmak üzere!"
 
*****
 
Ayşe Kulin Türk yazarlar arasında en sevdiğim isimlerin başında geliyor.
Okumadığım kitabı yok gibi birşeydir bu romanı ise konu bakımından bugüne kadar okuduklarımdan oldukça farklıydı.
Bu kitapta Ayşe Kulin'in 1983 yılından 2013 yılına kadar ki süreçte yaşadığı yazarlık serüveni yer alıyor.
Çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu yazarlığa başlaması, ilk kitabının basılma aşamasında yaşadıkları, her kitabının nasıl ortaya çıktığı vs. kısaca okurken eğlendiğim zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım çok güzel bir kitaptı.
Eğer ki daha önce Ayşe Kulin kitabı okumadıysanız bu kitap başlamak için iyi bir seçim olabilir.:)

17 Ağustos 2014 Pazar

Okudum: Masumiyetin İçin Savaş - Tess Gerritsen

 
Arka Kapak:
 
Masum olduğu kanıtlanana kadar o bir suçluydu...

Miranda Wood evine geldiğinde, ayrılmak istediği yasak aşkını yatağında ölü bulur. O şimdi insanların gözünde hem tanık hem de şüpheli durumundadır. Kimliği belirsiz bir adam tarafından kefaleti ödendiğinde ise dikkatleri daha da üzerine çeker.

Miranda suçsuzluğunu ispatlamak için çabaladıkça, kendisini karanlık bir bataklığın içinde bulur. Şantaj ve sıra dışı skandallar ortaya çıktıkça gerçeğe daha da yaklaştığını hisseden Miranda, katil tarafından takip edildiğini fark eder. O, katil için büyük bir tehlikedir ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekiyordur… Masumiyetini kanıtlamak için verdiği mücadelede sevgilisinin hayatına dair öğrendiği sırlar Miranda'nın kurtuluşu olabilecek midir?

"Tess Gerritsen, kütüphanemden asla eksik etmediğim yazarlardan biri. Her kitabıyla beni kendisine hayran bırakıyor."
Stephen King

"Tess Gerritsen yine harikalar yaratmış. Masumiyet uğruna verilen mücadele ancak bu kadar güzel anlatılabilir."
Publishers Weekly

"Sırlarla dolu ölüm, gözü dönmüş bir katil ve masum bir kadın... Bu üç temayı bir araya getiren yetenekli yazar, okurlara muhteşem bir roman sunuyor."
Booklist

"Tess Gerritsen, Masumiyetin İçin Savaş adlı kitabında heyecan dolu bir macera ve merak uyandıran bir aşkla karşımıza çıkıyor."
Romantic Times Book Reviews
 
*****
 
Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'na nazaran daha bir beğendiğim kitap oldu diyebilirim.
Heyecanı, gerilimi bol ve temposu yüksek, akıcı bir roman elinize aldığınız zaman bitirmeden bırakmak istemeyeceklerinizden gerçi Tess Gerritsen'in şu ana kadar okuduğum tüm romanları akıcıydı ve kısa sürede bittiler.
Daha okunacak birkaç tane daha Gerritsen kitabı var en kısa zamanda onları da alıp okumak istiyorum.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Okudum: Gölgesizlerin Tutkulu Dansı - Tess Gerritsen

 
Arka Kapak:
 
Kimi zaman benzerlikler, kimi zaman da zıtlıklar bizleri birleştirendir.

Tess Gerritsen severler nefes kesici bir macera ve tutkuyla karşı karşıya...
Romantic Times

Tesadüf eseri aynı anda, aynı yerde farklı amaçlarla bulunan iki gölgesiz... Servet değerindeki sanat eserleriyle yüklü olduğu söylenen bir gemi ve gemideki masum insanların katledilişi… Eski sevgilinin âşığına yazdığı mektuplar… Kazanç elde etmek için her yolu mubah gören bir adam...

Tüm bu karmaşaların ortasında kaderin bir araya getirdiği iki yabancı, masumiyetlerini ispat etmeye çabalarken bizleri komplo,trajedi ve tutkulu bir aşkın içine çekerek, heyecan dolu bir maceraya sürüklüyor.

Tıbbi gerilim romanlarının ustası Tess Gerritsen, Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nda sağlam karakterler yaratmadaki başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.
Booklist

Heyecanı her zaman zirvede tutmayı başaran Tess Gerritsen, sizleri karşı konulmaz bir serüvene çekiyor.
Bu kitabı okurken gölgesizlerin peşine takılmamak imkânsız.
Publishers Weekly

Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nda sırların, ölümlerin, gözü dönmüş insanların içinde kendi masumiyetlerini ortaya çıkarmanın peşinde olan kahramanlar, okuyucuları heyecan dolu bir maceraya sürüklerken, romantizmin sınırlarını zorluyorlar.
The Times
 
 
*****
 
Tess Gerritsen kitaplarını ayrı bir seviyorum gerçi Rizzoli ve İsles'li olanları ayrı bir sevsem de yazarın okumadığım tüm kitaplarını okumaya kararlıyım.
İşte bu kitapta kısa sürede bitirdiklerimden evet bir Cerrah-Çırak gibi olmasa da bu kitapta fena değildi.
Heyecan var, macera var, aşk var ve en önemlisi sıkmayan bir kitap eğer ki yazarın okuyacağınız ilk kitabıysa seveceksinizdir ama Cerrah-Çırak ikilisinden sonra okursanız muhtemelen Tess'ciğim sen daha iyilerini de yazmışsın deme ihtimaliniz yüksek diyebilirim.
 
 

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Okudum... Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - Ahmet Ümit

 
Konusu:
 
Polisiye romanlarda Türkiye’de en fazla tanınan yazarlardan biri olan Ahmet Ümit yeni romanı olan Beyoğlunun En Güzel Abisi romanı ile okurlarını bu kez İstanbul’un Beyoğlu semtinde bir dramın içine sokuyor.

İstanbul’un en gözde yerlerinden bir tanesi olan Beyoğlu Tarlabaşı’nın değişen yüzünü aktardığı romanda işlenen bir cinayet sonrası ortaya çıkan gerçeklerin karanlık yüzü anlatılıyor.
 
 
*****
 
Uzun zamandır kitap yorumlamıyordum daha doğrusu bir türlü vakit bulamamıştım ama bundan sonra belli bir rutine oturtup kitap yorumlarımı yazacağım.:)
 
Çok kısa sürede bitirdiğim bir Ahmet Ümit kitabı daha zaten yazarın elimde sürünen kitabı olmamıştır kendisinin akıcı anlatımı sayesinde kitaplar su gibi akıp gidiyor.
Komiser Nevzat yine başrolde ama bu sefer mekan Beyoğlu ve Gezi olaylarına, 6-7 eylül olaylarına gayet güzel değinilmiş.
Gece yarısı işlenmiş görgü tanığı bile olmayan bir cinayet ve bir dolu fail ama finalde ortaya çıkan sürpriz bir katil hatta bu kitabı okurken bundan güzel film olurdu diye düşünmedim değil.
Ve bir de bu kitapta yazarın kendisi de ''tuhaf yazar'' olarak var ve çok hoş, esprili bir şekilde yer alıyor.
Katilin güzel gizlendiği, acaba ne olacak sorusunun son sayfalara kadar sürdüğü, keyifli, sıkmayan güzel bir roman diyebilirim.
 

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Okudum: Begüm - Bir Devrimin Ruhu / Kenize Mourad

 
Konu:
 
Kenize Mourad, Kuzey Hindistandaki Awadh Krallığının Begüm Hazret Mahalin çok az bilinen hikâyesini konu ettiği romanında, İngiliz işgaline karşı 1857 yılında gerçekleşen ve Begümün bizzat başını çektiği Sipahi Ayaklanmasını anlatırken bugünün dünyasına da göz ardı edilemeyecek göndermelerde bulunuyor.

Begüm, fazla tanınmayan ama cesareti ve kahramanlığıyla Hindistanın bağımsızlık savaşında ilk adımı atan benzersiz bir genç kadının romanıdır. Saraydan Sürgüne, Toprağımızın Kokusu adlı kitaplarıyla tanıdığımız Kenizé Mourad, bu kez 1856 yılında ülkenin büyük bölümünün mutlak hâkimi olan İngiliz Batı Hint Kumpanyasının, Kuzey Hindistanın en zengin devleti bağımsız Awadhı ilhak etmeye, bu devletin kralını sürgüne göndermeye kalkmasıyla yol açtığı büyük bir ayaklanmayı anlatıyor. Bu ayaklanmanın lideri ise kralın dördüncü karısıdır.

Awadh Krallığının başkenti olan, ihtişamı ve farklı toplumların uyumlu yaşamları nedeniyle Altın ve Gümüş Şehir olarak tanınan Lucknow bu ilk bağımsızlığın merkezi olacak; en acımasız katliamlar, en inanılmaz yiğitlikler, en iğrenç ihanetler, aşkların en umutsuzu, en yasağı burada yaşanacaktır.Begüm, bir devrimin ruhunun ve unutulmaz bir kadının öyküsü.

Bu öyküdeki tarihi olaylar ve kahramanlar gerçektir.
Bu destan Kuzey Hindistanda, gücünün doruğundayken günümüz Uttar Pradesh eyaletine denk olan, Fransanın yarı büyüklüğündeki Awadh Krallığında gelişmiştir.
 
*****
 
Tarihi romanları sevdiğim için vede Kenize Mourad'ın Saraydan Sürgüne romanını çok beğendiğim için bu romanıda almadan edemedim.
Farklı konusu ile hemen sarıyor amma velakin fazla akıcı değil sanırım bu çeviriden kaynaklanıyor.
Normalde konusunu beğendiğim romanları 2-3 gün içerisinde bitiririm fakat bu kitabı 1 hafta gibi bir sürede bitirebildim.
Yinede Hindistan üzerine, sömürgelik üzerine yazılmış çok güzel bir kitap İngiltere'nin Hindistan'da yaptığı kötülükleri gayet güzel anlatıyor.
 
Eğer tarihi romanları seviyorsanız bu kitabı beğenebilirsiniz.
Tabi bu kitabı orjinal dilinde okumak gibi bir imkanı olanlara Fransızca'sını okumalarını tavsiye ederim eminim ilk haliyle çok daha iyidir.

9 Nisan 2013 Salı

Okudum... Nar-ı Aşk

 
Sultan kızı, sultan kardeşi, amcam I. Abdülhamidin en gözde yeğenlerindenim; güzelliğim dillere destan… On sekiz yıllık hayatım boyunca ne arzu ettiysem yerine getirildi. İsteklerime amade, etrafımda pervane gibi dönen nedimeler, cariyeler… Tüm bunlara rağmen bendeniz, Beyhan Sultan öyle bedbahtım ki! Gönlüm aşk ateşiyle yansa da derdimi kimselere diyemem…
Ben Şeyh Galip; tasavvuf ehli, aşk ehli bir şair… Yirmi yaşında divan sahibi oldum, yirmi altı yaşında Hüsn ü Aşkı yazdım. Ama asıl aşkı, aşkla yıkanan Konyada, Beyhan Sultanın suretinde buldum. O gün onun gül yüzüne nazar ettim de pervane misali yanmaya durdum. Kendi ayaklarımla bile bile aşkın yangınına girdim…
Mine Sultan Ünverden 18. yüzyıl İstanbulunda bir aşk masalı… Nâr-ı Aşk tasavvuf, saray hayatı, ıslahat hareketleri ekseninde soluk soluğa okuyacağınız bir roman…
*****
 
Son zamanlarda okuduğum en güzel aşk romanlarından biri diyebilirim.
Şeyh Galip ile Beyhan Sultan'ın aşkı çok güzel, etkileyici bir biçimde anlatılmış.
İnsan böylesi gerçek aşkı anlatan bir kitabı okuyunca günümüzde geçen aşkları, aşka dair romanları, filmleri pekte inandırıcı bulamıyor.
Şeyh Galip'in bir yanda hakka olan aşkı diğer yanda Beyhan Sultan'a olan aşkıyla nasıl yandığını, sevdiğine vereceği ipek mendili kendi saçlarıyla işleyen Beyhan Sultan'ın aşkını sıkılmadan okudum diyebilirim.
Eğer bu tarz edebi yönü ağır kitapları seviyorsanız bu kitabı okuyun derim.
Yazarın dili oldukça akıcı hiç sıkılmadan bitirebildim.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Okudum... Gönül Meselesi / Tuna Kiremitçi

 
Konusu:
 
"Hayat işte bunlardan ibaretti. Küçük bir kızın hasreti, bir kadının uyanışı, onun annesini gömdüğü gece ölümün gözlerine bakıp orada hayatı görmesi. Bunlar dışında hiçbir sır, hiçbir kehanet yoktu. İnsanın kendini bir nehrin akışına cesaretle teslim etmesi vardı.

Genç kızlığının odasındaki karyolaya uzandı. O kadar bilinçliydi ki, usulca yaklaşan uykunun ayak seslerini bile duyabiliyordu. Ama uykuya izin vermeden telefonu aldı eline, Ertuğrula yollanacak mesajı yazdı: "Şehirden ayrılma, konuşmamız gerekiyor."

Bir yıkımın, bir kaybın ardından Eskişehirdeki baba evine sığınmıştır Arda. Eşi Aliyi İstanbulda bırakmış, onunla, hatta hayatla bağını koparmıştır. Bir yıl sonra İstanbula, yanında kendisine emanet edilen bir çocukla dönmeye karar verdiğinde nelerle karşılaşacağından habersizdir. Ali farklı bir boyuta geçmiş, hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Ardayı şaşırtan, bu değişimden çok, Alinin hayatına giren ötekinin kimliği olur. Arda mu?cadele mi edecek yoksa kendi yalnızlığını geçmişten çıkıp gelen bir başka erkekte dindirmeyi mi seçecektir?
***
 
Genelde Tuna Kiremitçi kitaplarını beğenirim.
Yazarın akıcı üslubu kitapları okunabilir kılıyor ve bu kitapta yine akıcı üslubu olan bir çırpıda bitenlerden.
Bu kitapta yazarın ''git kendini çok sevdirmeden'' kitabının devamı niteliğinde ve açıkcası ilk kitap kadar olmasada bu güzel diyebilirim.
Arda, Ertuğrul, Ali hikayesine bir de Gönül isminde kapalı bir üniversite öğrencisi katılıyor.
Kesinlikle en iyi Tuna Kiremitçi kitabı diyemem ama tesadüfleri bol, hoş bir kitap kısaca bu kitabı okurken sıkılmıyorsunuz.
 
 

15 Ocak 2013 Salı

Okudumm

 
Son zamanlarda okuduklarım...
 
Can Dündar - Aşka Veda / Can Dündar'ın yazılarından derlenen hoş bir kitaptı.
Kısa sürede okuyup bitirdiklerimden.
 
Mehmet Demirkaya - Kurtlar Sofrasında Kan / Konu iyi ama anlatımda kopukluklar olan bir kitaptı siyasi, polisiye kitapları sevdiğimden sonuna kadar okudum.
 
Kahraman Tazeoğlu - Başka &  Ayrılık Ayrı Aşk Bitişik Yazılır  / Güzel şiirler, düşündüren cümlelerin olduğu güzel bir  Kahraman Tazeoğlu kitabı eğer bu tarz kitaplardan hoşlanıyorsanız okunmalı dediklerimden.
 

17 Aralık 2012 Pazartesi

Okuduklarım

 
Bu aralar sadece gördüğünüz bu 2 kitabı okudum.
Ve ikiside çok güzel kitaplardı.
 
Nisanın 2 Günü - Tufan Gündüz: Çanakkale savaşını çok farklı bir şekilde anlatan akıcı ve bir günde bitirdiğim fakat bitmese dediğim bir kitap oldu.
Edebi ağırlıklı ve sıkmadan bir çırpıda okuyup bitirdim.
Tarih romanı sevenlere önerebileceğim bir kitap.
 
İncir Kuşları - Sinan Akyüz: Okurken boğazımın düğüm düğüm olduğu hatta bazen gözlerimin dolduğu acı bir Bosna hikayesi insanı üzende bu kitapta yazanların hepsinin yaşanmış olması.
Zaten Bosna'yı anlatan her kitap, her film beni mahvediyor ve bu kitapta insanı derinden etkiliyor.
Kitapta anlatılan aşka ve savaşın acımasızca vurup geçtiği hayatlara üzülmemek elde değil.
Hele ki avrupanın göbeğinde yaşanan ve tüm dünyanın kör, sağır olduğu bu savaşa, savaşta insanların özellikle kadınların yaşadıklarına lanet etmemek mümkün değil.
Bugüne kadar okuduğum Bosna'yı, Bosna savaşını anlatan en akıcı, derinden sarsan birkaç kitaptan biri diyebilirim.
Bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan birisi diye düşünüyorum...

19 Kasım 2012 Pazartesi

Okudum..

 
Konusu:
Anna hasta değil, ama on üç yaşına dek sayısız ameliyat, nakil ve operasyon geçirdi, iğneler vuruldu.
Hepsi ablası Kate'in çocukluğundan beri yakasını bırakmayan lösemiyle mücadele edebilmesi için.
Kate ile tam doku uyumu olması için labarotuar ortamında genleri özel olarak seçilen özel üretim bir çocuk olan Anna, ablasına ilik verebilmesi için dünyaya getirilmişti - bu rölünü ve hayatını hiç sorgulamadı… bugüne dek.
Şimdi ise ergenlik çağındaki çoğu genç gibi Anna da gerçekte kim olduğunu sorgulamaya başlıyor ve sonunda çoğu insan için akla getirmesi bile mümkün olmayan bir karar alıyor; ailesini paramparça edecek ve sevdiği ablası için belki de ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir karar.
Çok önemli etik tartışmaları körükleyen kışkırtıcı bir roman olan Kız Kardeşim İçin, bir ailenin ne pahasına olursa olsun verdiği hayatta kalma mücadelesini ve ibret alınacak bir ahlak öyküsünü anlatıyor.
 
*****
 
Bu kitabı alalı baya bir zaman oldu fakat okumaya ancak fırsat bulabildim.
Hatta kitabını okumadım diye filmini izlemeyi bile erteleyip durdum ve kitabını okuyunca hemencik filminide izledim.
Kesinlikle etkileyici, güzel ve en önemlisi sıkmayan ama insanı fazlaca duygulandıran hele bir de ağlamaya fazlasıyla müsait bir bünyeye sahipseniz bolca ağlatabilecek olan bir kitap diyebilirim.
Konusu bakımından insanı daha ilk sayfada etkiliyor ve en önemlisi kitapta ki karakterlerin hepsinin duyguları, düşünceleri, olaylara bakış açıları kendi ağızlarından anlatılıyor olması çok hoşuma gitti.
Özellikle etkileyici bir sona sahip ben kolay ağlamayan biri olmama rağmen bu kitabı okurken hele sonuna yaklaşırken gözyaşlarıma hakim olamadım.
Fakat filmini izlediğinizde benim gibi hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
Çünkü filmi kitapla birebir uyumlu değil özelliklede sonu beni çok şaşırtmıştı bence kitabı sevdiren, okunası yapan şaşırtan, insanı allak bullak eden sonuydu.
Bu kitabı mutlaka okuyun derim tabi okurken yanınızda koca bir paket peçete bulundurun diyede uyarımı yapayım.:)
 

27 Ağustos 2012 Pazartesi

...

Büyümeden yaşlandım ben.
Hayat bana ilk gördüğüm insanların,
İlk gördüğüm gibi olmadığını öğretti.
 
Kahraman Tazeoğlu

24 Temmuz 2012 Salı

Okudum...


İşte tatilde bitirdiğim kitaplar bu resime eklemeyi unuttuğum bir kitap daha var ama neyse onuda bir dahaki seferi eklerim.:)

Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit: İlk çıktığı andan beri almak için sabırsızlandığım ve 2 günde bitirdiğim bir kitap oldu.
Ahmet Ümit'in kitaplarını çok severim ve bu kitapta sevdiğim kitapları arasında yerini aldı.
Hem bir cinayet romanı hemde İstanbul Fethi ile Fatih Sultan Mehmet Han'ın hayatını, ölümünü o akıcı bir dille o kadar güzel anlatıyor ki herkese okumasını tavsiye edeceğim bir roman umarım okuyanlarda benim gibi beğenirler.

İkiz Bedenler - Tess Gerritsen: Tess Gerritsen'i Cerrah ve Çırak kitaplarını okuduktan sonra takipçisi oldum ve her kitabında asla beni hayal kırıklığına uğratmayan yazarlardan oldu.
Bu kitabınıda yine çok severek okudum cinayet romanı severlere Tess Gerritsen kitaplarını kesinle öneririm.

Büyük Vuruş - Harlan Coben: Okuduğum ilk Harlan Coben romanı Muğla kipa'da bulup aldığım arabada vakit geçirmek için okurum dediğim bir kitaptı ve beğendiğimide söyleyebilirim.
Bu da bir cinayet romanı kitabın ilk 25-30 sayfasında biraz sıkıldım ama sonrasında kendimi kaptırarak okudum.

Bu arada fark ettimde tatilde hepte cinayet romanı okumuşum valla yazın sıcakta en güzel giden kitaplar polisiye-cinayet romanları böylee akıp gidiyor hiç sıkılmıyorsunuz.:)

23 Temmuz 2012 Pazartesi

...

Her insan bir yağmur tanesi gibidir.
Kimi çamura, kimi gül yaprağına düşer.

Hz. Mevlana

1 Haziran 2012 Cuma

...

Yarı Yolda Bıraktığın Kişinin Gönül Sadakasını, İki  Dünyada Da Ödeyemezsin...

 (HZ. MEVLANA)

22 Mayıs 2012 Salı

Okudum...



Bu hafta görmüş olduğunuz iki kitabı bitirdim aman nazar değmesin bu aralar kitap okumaya baya bir vakit bulmaya başladım daha okunmayı bekleyen bi dolu kitap var.

Destina - Mine G. Kırıkkanat: Bu kitabı bir arkadaşımdan aldım konusu ilgimi çekti aslında kitabın başları, anlatımı gayet hoş ama sonu bana göre çok basit bitiyor.
Hani mutlaka okunmalı denilecek kitaplardan değil geçmişle geleceğin karışımı bir konusu var.

Kitabın konusu ise şöyle: Bu yakın gelecekte, İstanbul Küresel Yönetim'in idaresine geçmiş, Türkler de göç ettikleri farklı ülkelerde asimilasyona uğramıştır. Haç ile Hilal'in savaşı sona ermiş, yerini Hıristiyanlığın mezhep çatışması almıştır. Bu savaşın galibini, Roma'nın ilk Hıristiyan imparatoru ve Konstantinopolis'i başkent yaparak Hıristiyanlığa armağan eden Büyük Konstantin'in soyundan gelen bir vârisin bulunması ya da tam tersi ortadan kaldırılması belirleyecektir. Konuya ve bölgeye hâkim olmaları nedeniyle seçilen üç Türk ajan, rüyaların izinden giderek çıktıkları zaman yolculuğunda kıyasıya bir mücadelenin tam ortasında bulacaklardır kendilerini.

Yavuz - Okay Tiryakioğlu: Bu aralar Okay Tiryakioğlu'nun kitaplarına dadanmış durumdayım Mevlana-Aşk Beni Sende Öldürür kitabından sonra yazarın diğer kitaplarınıda merak edip sırayla okumaya başladım.
Bu kitapta diğerleri gibi yine çok güzel akıcı anlatımı ile okurken asla sıkılmadan tarihin tozlu sayfalarında geziniyorsunuz eğer sizde benim gibi tarih tutkunuysanız Yavuz Sultan Selim Han'ı farklı bir biçimde anlatan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.




18 Mayıs 2012 Cuma

...

Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki.
Unutma, Kimi Gittiği yeri mutlu eder, Kimi terkettiği yeri..

Oscar Wilde

16 Mayıs 2012 Çarşamba

...

İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kafidir.

"Necip Fazıl Kısakürek"