Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2016 Pazar

Okudum: Naftalin Kokulu Mektuplar - Mine Baki


"Seni mektupla da olsa öpmek büyük şey" diyor Ahmed Arif. Bu yüzden naftalin kokulu mektuplar gönderdim sana... Sevgilim, Kokun ne kadar da İstanbul... İçime çekerken seni esip geçiyor içimde hatıralar. Dokunuşların dalgalanıyor yüreğimde. Umuttur, gözlerinin ormanında koşmak delice, ve ellerinin beyazlığını gündüz bilmek senin.. Sen yine de gözyaşlarını gece, hüznünü katran karası et günlerime. Hiç şikayet etmem, Ve bilesin ben ne kadar özlersem o kadar da aşık olurum sana hanım eli kokarken bahçelerde, bir bardak çayın deminde özlemini solurken... Seni anlatırken yüreğimdeki İstanbul'a.
(Tanıtım Bülteninden)

*****



Uzun yıllar önce tanıdığım, bana kilometrelerce uzakta olsa da sıcaklığını, samimiyetini her daim hissettiğim güzel kardeşim Mine'nin kitap çıkardığını duyunca çok sevindim.
Gencecik bir yazardan sıcacık, aşk dolu bir kitap ve her sayfasını sindire sindire okuduktan sonra yazmak istedim.
İçerisinde hem şiir hem de deneme mevcut ama bu kitapta daha bir sevdiğim satırlar olmadı değil.
Zaten o çok sevdiğim bazı satırları da paylaşıyorum.:)
Çayınıza, kahvenize eşlik edecek, soğuk kış gecelerinde içinizi ısıtacak sıcacık bir kitap, eğer ki şiir-deneme seviyorsanız bu güzel kitabı D&R, kitapyurdu vb. kitapçılarda, sitelerde bulabilirsiniz.
Kitapta ki sevdiğim bir şiirle yazıyı noktalayayım.



9 Aralık 2014 Salı

Küçük Bir Gratis ve D&R Alışverişi

Bu aralar pek fazla kozmetik aldığım söylenemez gelmesini beklediklerim var ve almak istediklerimi topluca yılbaşı indirimlerinden almayı düşünüyorum.
Neyse işte haftasonu Gratis ve D&R'dan minnacık bir alışveriş yaptım aslında aldığım kitapları pek yazmıyorum ama bunu yazmamın bir sebebi var çünkü indirimden ötürü bu yazıda kitap var.:)
 
 
İlk durağım D&R daha doğrusu öylesine ne var ne yok diye mağazaya girdiğimde kapının önünde Everest yayınlarında %25 olduğunu görünce hemen Ayşe Kulin'in yeni kitabı Handan'ı aldım.
Eğer sizin de Everest yayınlarından almak istediğiniz kitaplar varsa D&R'ın bu indirimini kaçırmayın derim.
 
İkinci durak ise Gratis oldu BB kremim bitince bende Gosh'un renk skalasının açık olmasından ötürü tenime uyan rengi onda bulurum deyip hemen Gosh standına gittim ve gördüğünüz BB Kremi aldım.
Deneyip en kısa sürede yazısını yazmaya çalışacağım.
Bir de müdavimi olduğum Benri pamuklardan bir tane kalınca evde de az kaldı deyip onu da aldım.
Kasada ödememi yaptıktan sonra bir de katalog aldım eve gelip katalogda Maybelline Color Whisper rujların sadece Gratis'lerde olduğunu görünce ertesi gün yine Gratis'e gittim.
Çünkü Revlon Lip Butter'lara benzeyen bu rujları çok merak ediyordum ve sonunda sadece Gratis getirmiş bilmiyim ilerleyen zamanlarda diğer kozmetik mağazalarında da satılır mı ama şimdilik sadece Gratis'teymiş.
Ne yazık ki sadece 6-7 rengi gelmişti buna üzüldüm zaten bir ürünün tüm rengi ülkemize gelse şaşarım neyse bende hiç testerı olmayan bu rujlardan rastgele Lust For Blush rengini aldım.
Eve gelince açtım ve rengi çok beğendim tam isabet ettirmişim sevdiğim tonda bir renk almışım.
Eğer sizde bu Color Whisper rujları merak ediyorsanız yolunuz Gratis'e düştüğünde Maybelline standına bir bakın derim.
Bu arada rujların fiyatı 12.90 ki bence makul bir fiyat eğer yılbaşı haftası Gratis %50 indirim yaparsa diğer renklerinden de almayı düşünüyorum.
 
İşte benim ufacık alışverişim böyleydi artık tüm hevesimi, alacaklarımı, merak ettiklerimi yılbaşı indirimlerine saklıyorum.:)
 

15 Kasım 2014 Cumartesi

Okudum: Şah Mat - Mario Mazzanti

 
Konusu:
 
Polisle satranç oynayan bir seri katil...Suç psikiyatristi olarak polise destek vermekte olan Claps'in suçluların davranış profilini inceleyerek olası şüphelileri tespit etmek gibi çetin bir görevi vardır. Ancak bu sefer ortadaki cinayet hiç de basit değildir. Karşısında acımasız, kararlı, unutulmak istemeyen ve şehrin korkulu rüyası olmayı amaçlayan bir seri katil vardır. Çözüm hep avuç içinde gibidir ama bir türlü ulaşılamamaktadır, aşılan her bir basamak katilin ininin derinliklerine dalmaktan başka bir işe yaramaz.
 
*****
 
Yazarın ilk okuduğum kitabı hatta alırken arka kapak yazısını beğenerek almıştım.
Ve okuyunca oldukça beğendim zekice kurgulanmış, sürükleyici ve en önemlisi son sayfaya kadar heyecan hiç bitmiyor.
Gazeteci, polis ve psikolog üçgeninde yakalanmaya çalışılan bir seri katil ve okurken aklınızda hep katil kim sorusu oluşturan güzel bir kitap diyebilirim.

28 Eylül 2014 Pazar

Okudum: Peter Pan Ölmeli - John Verdon

 
John Verdon'un şimdiye dek yazdığı bu en şaşırtıcı romanında, her olayı bulmaca çözer gibi ele alan Dave Gurney, polisin belirttiği şekilde işlenmesi imkansız olan bir cinayeti sıra dışı dehasıyla çözebilecek mi…

Varlıklı bir işadamı, annesinin cenazesinde suikasta kurban gitmiştir. Suçlu bulunan karısı tutuklanır ve ömür boyu hapse mahkum edilir. Onun masum olduğuna inanan sürgündeki dedektif Hardwick, bu esrarı çözebilecek tek kişinin, Dahi Dedektif DaveGurney'in kapısını çalar.
Suikastçının, bulunduğu noktadan hedefi vurabilmesinin imkansızlığı sadece Gurney'in dikkat edebileceği küçük bir ayrıntıydı.
Gurney, soruşturma için delilleri toplamaya başladıkça birbiri ardına tuhaflıklar olduğunu fark eder ve çok geçmeden tehlikeli bir adamın, sonucunda sadece ölüm olan şeytani hamleleriyle karşı karşıya kalır. Bu adamla alay eden herkes, bir gün ansızın ortadan kaybolmuş, kendilerinden bir daha hiç haber alınamamıştır. Öldürürken hep aynı şarkıyı mırıldanan, dünyanın en azılı tetikçisi, çocuk görünümlü olduğu için "Peter Pan" denilen sihirbaz bir cani.

"Dehşet verici bir olay ve çatallı yol ayrımında bir dedektif. Kesinlikle başarılı bir kombinasyon."
-New York Daily News-

"SherlockHolmes gibi Gurney de gerçeğe o derece susamış, hassas ve mantıklı."
-New York Times-

"John Verdon gizemli bir olayın akıl almaz örgüsünü işlerken hikayenin en beklenmedik anında ortaya çıkıveren, şeytani bir kurnazlığa sahip."
-Washington Post-
(Tanıtım Bülteninden)
 
*****
 
John Verdon'un okuduğum diğer 2 kitabına nazaran biraz daha sönük kalan ama yine de 2 günde bitirdiğim bir kitap oldu.
Açıkcası bana göre büyük beklentiler olmadan okunması gerekiyor diye düşünüyorum.
Güzel, akıcı bir kitap ama bir Aklından Sayı Tut değil.
Ama yine de ilk sayfasından son sayfasına kadar sıkılmadan okudum.
John Verdon yeni bir kitap çıkarsa yine alırım eğer sizde bu tarz cinayet-polisiye romanları seviyorsanız ve daha önce John Verdon okumadıysanız bu kitabı da yazarın diğer kitaplarını da okumanızı tavsiye ederim.:)
 
 

13 Eylül 2014 Cumartesi

Okudum: Hayal - Ayşe Kulin

 
Konusu:
 
Ayşe Kulin, Dönüş'ün ardından yeni kitabı Hayal'de 1983'ten bu yana yaşamında yer alan renkli olaylara ve ilginç anekdotlara yer veriyor. Bu kitapta yazarlık hayaliyle başlayan bir yaşamın günümüze uzanan renkli görüntüleri yer alıyor. Özgün çizimlerle desteklenmiş olan Hayal aynı zamanda Kulin'in günümüze uzanan yazarlık serüveninin de bir öyküsü…

Ünlü işadamı Asil Nadir'den reklamcı Tunca Yönder'e; halkla ilişkiler alanının duayeni Betûl Mardin'den Rahmi Koç'a kadar iş, yayın, siyaset dünyasından pek çok tanınmış ismin yer aldığı kitap Yahya Kemal Beyatlı'nın "İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar" sözleriyle başlıyor.

Hayal, Kulin'in bir umuduyla son buluyor: "Bu dünyada var olduğum sürece hayal kurmaktan vazgeçmeyeceğim. Okurlarımla daha nice hayalde buluşmak üzere!"
 
*****
 
Ayşe Kulin Türk yazarlar arasında en sevdiğim isimlerin başında geliyor.
Okumadığım kitabı yok gibi birşeydir bu romanı ise konu bakımından bugüne kadar okuduklarımdan oldukça farklıydı.
Bu kitapta Ayşe Kulin'in 1983 yılından 2013 yılına kadar ki süreçte yaşadığı yazarlık serüveni yer alıyor.
Çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu yazarlığa başlaması, ilk kitabının basılma aşamasında yaşadıkları, her kitabının nasıl ortaya çıktığı vs. kısaca okurken eğlendiğim zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım çok güzel bir kitaptı.
Eğer ki daha önce Ayşe Kulin kitabı okumadıysanız bu kitap başlamak için iyi bir seçim olabilir.:)

17 Ağustos 2014 Pazar

Okudum: Masumiyetin İçin Savaş - Tess Gerritsen

 
Arka Kapak:
 
Masum olduğu kanıtlanana kadar o bir suçluydu...

Miranda Wood evine geldiğinde, ayrılmak istediği yasak aşkını yatağında ölü bulur. O şimdi insanların gözünde hem tanık hem de şüpheli durumundadır. Kimliği belirsiz bir adam tarafından kefaleti ödendiğinde ise dikkatleri daha da üzerine çeker.

Miranda suçsuzluğunu ispatlamak için çabaladıkça, kendisini karanlık bir bataklığın içinde bulur. Şantaj ve sıra dışı skandallar ortaya çıktıkça gerçeğe daha da yaklaştığını hisseden Miranda, katil tarafından takip edildiğini fark eder. O, katil için büyük bir tehlikedir ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekiyordur… Masumiyetini kanıtlamak için verdiği mücadelede sevgilisinin hayatına dair öğrendiği sırlar Miranda'nın kurtuluşu olabilecek midir?

"Tess Gerritsen, kütüphanemden asla eksik etmediğim yazarlardan biri. Her kitabıyla beni kendisine hayran bırakıyor."
Stephen King

"Tess Gerritsen yine harikalar yaratmış. Masumiyet uğruna verilen mücadele ancak bu kadar güzel anlatılabilir."
Publishers Weekly

"Sırlarla dolu ölüm, gözü dönmüş bir katil ve masum bir kadın... Bu üç temayı bir araya getiren yetenekli yazar, okurlara muhteşem bir roman sunuyor."
Booklist

"Tess Gerritsen, Masumiyetin İçin Savaş adlı kitabında heyecan dolu bir macera ve merak uyandıran bir aşkla karşımıza çıkıyor."
Romantic Times Book Reviews
 
*****
 
Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'na nazaran daha bir beğendiğim kitap oldu diyebilirim.
Heyecanı, gerilimi bol ve temposu yüksek, akıcı bir roman elinize aldığınız zaman bitirmeden bırakmak istemeyeceklerinizden gerçi Tess Gerritsen'in şu ana kadar okuduğum tüm romanları akıcıydı ve kısa sürede bittiler.
Daha okunacak birkaç tane daha Gerritsen kitabı var en kısa zamanda onları da alıp okumak istiyorum.

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Okudum: Gölgesizlerin Tutkulu Dansı - Tess Gerritsen

 
Arka Kapak:
 
Kimi zaman benzerlikler, kimi zaman da zıtlıklar bizleri birleştirendir.

Tess Gerritsen severler nefes kesici bir macera ve tutkuyla karşı karşıya...
Romantic Times

Tesadüf eseri aynı anda, aynı yerde farklı amaçlarla bulunan iki gölgesiz... Servet değerindeki sanat eserleriyle yüklü olduğu söylenen bir gemi ve gemideki masum insanların katledilişi… Eski sevgilinin âşığına yazdığı mektuplar… Kazanç elde etmek için her yolu mubah gören bir adam...

Tüm bu karmaşaların ortasında kaderin bir araya getirdiği iki yabancı, masumiyetlerini ispat etmeye çabalarken bizleri komplo,trajedi ve tutkulu bir aşkın içine çekerek, heyecan dolu bir maceraya sürüklüyor.

Tıbbi gerilim romanlarının ustası Tess Gerritsen, Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nda sağlam karakterler yaratmadaki başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.
Booklist

Heyecanı her zaman zirvede tutmayı başaran Tess Gerritsen, sizleri karşı konulmaz bir serüvene çekiyor.
Bu kitabı okurken gölgesizlerin peşine takılmamak imkânsız.
Publishers Weekly

Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nda sırların, ölümlerin, gözü dönmüş insanların içinde kendi masumiyetlerini ortaya çıkarmanın peşinde olan kahramanlar, okuyucuları heyecan dolu bir maceraya sürüklerken, romantizmin sınırlarını zorluyorlar.
The Times
 
 
*****
 
Tess Gerritsen kitaplarını ayrı bir seviyorum gerçi Rizzoli ve İsles'li olanları ayrı bir sevsem de yazarın okumadığım tüm kitaplarını okumaya kararlıyım.
İşte bu kitapta kısa sürede bitirdiklerimden evet bir Cerrah-Çırak gibi olmasa da bu kitapta fena değildi.
Heyecan var, macera var, aşk var ve en önemlisi sıkmayan bir kitap eğer ki yazarın okuyacağınız ilk kitabıysa seveceksinizdir ama Cerrah-Çırak ikilisinden sonra okursanız muhtemelen Tess'ciğim sen daha iyilerini de yazmışsın deme ihtimaliniz yüksek diyebilirim.
 
 

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Okudum... Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - Ahmet Ümit

 
Konusu:
 
Polisiye romanlarda Türkiye’de en fazla tanınan yazarlardan biri olan Ahmet Ümit yeni romanı olan Beyoğlunun En Güzel Abisi romanı ile okurlarını bu kez İstanbul’un Beyoğlu semtinde bir dramın içine sokuyor.

İstanbul’un en gözde yerlerinden bir tanesi olan Beyoğlu Tarlabaşı’nın değişen yüzünü aktardığı romanda işlenen bir cinayet sonrası ortaya çıkan gerçeklerin karanlık yüzü anlatılıyor.
 
 
*****
 
Uzun zamandır kitap yorumlamıyordum daha doğrusu bir türlü vakit bulamamıştım ama bundan sonra belli bir rutine oturtup kitap yorumlarımı yazacağım.:)
 
Çok kısa sürede bitirdiğim bir Ahmet Ümit kitabı daha zaten yazarın elimde sürünen kitabı olmamıştır kendisinin akıcı anlatımı sayesinde kitaplar su gibi akıp gidiyor.
Komiser Nevzat yine başrolde ama bu sefer mekan Beyoğlu ve Gezi olaylarına, 6-7 eylül olaylarına gayet güzel değinilmiş.
Gece yarısı işlenmiş görgü tanığı bile olmayan bir cinayet ve bir dolu fail ama finalde ortaya çıkan sürpriz bir katil hatta bu kitabı okurken bundan güzel film olurdu diye düşünmedim değil.
Ve bir de bu kitapta yazarın kendisi de ''tuhaf yazar'' olarak var ve çok hoş, esprili bir şekilde yer alıyor.
Katilin güzel gizlendiği, acaba ne olacak sorusunun son sayfalara kadar sürdüğü, keyifli, sıkmayan güzel bir roman diyebilirim.
 

4 Ocak 2014 Cumartesi

Okudum... Kaiken / Jean Christophe Grange

 
Konusu:
 
Kaiken'in zamanı geldiDoğan güneş karardığında,
Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde,
Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda,
Kaiken'in zamanı gelmiş demektir.
Aklınızı başınızdan alacak bir insan avı

Doğan güneş karardığında, Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde, Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda,Kaiken’in zamanı gelmiş demektir.

Polisiye romanın en popüler isimlerinden Fransız yazar J. C. Grangé, tüm dünyada büyük yankı uyandıran son romanında okurlarını korkunç bir insan avının labirentlerinde dolaştırıyor.

Başkomiser Olivier Passan, Japon karısı Naoko’yla boşanmanın eşiğindedir. Bu arada Fransa’nın Seine-Saint-Denis ilinde vahşi cinayetler işlenmektedir. Katil, hamile kadınların karınlarını yarıp, çıkardığı fetüsleri yakmaktadır. Passan bu cinayetleri Patrick Guillard adında bir adamın işlediğinden emindir ama Guillard her seferinde onun elinden kurtulur.

Passan, Guillard hakkında derin bir araştırma yapar. Patrick Guillard’ın, anne babasının reddettiği, Çocuk sirgeme Kurumu’nun yurtlarında, koruyucu ailelerin yanında büyümüş, sorunlu bir çocuk ve doğuştan hermafrodit olduğunu keşfeder. Cinsiyetini seçme yaşına gelmeden, ameliyatlarla, testosteron iğneleriyle erkek olmasına karar verildiğini anlar.

Bir kaçıp kovalamaca Passan’ın hayatını değiştirecek ve olaylar hiç de beklenmedik bir yönde gelişecektir.

Kitapları tüm dünyada ve Türkiye’de aylarca çok satanlar listesinden inmeyen Grange, polisiye gerilim alanındaki tüm birikim ve yeteneğini Kaiken’e ansıtmayı başarmış. Olaylar yine soluk kesecek nitelikte, gerilim yine üst düzeyde. Grangé sevenlerine heyecanlı ve zevkli bir okuma vaat ediyor.
 
*****
 
Olayların kurgusu, akıcı anlatımıyla sıkmayan bir kitap amma velakin yine eski Grange kitaplarında aldığım tadı bu kitapta ne yazık ki alamadım.
Eğer ilk okuduğum Grange kitabı olsaydı kesinlikle çok beğenirdim ama bu yazardan çok daha iyi kitapları okumuş olunca bu kitaba 10 numara 5 yıldız diyemiyorum.
Ama cinayet romanı sevenler mutlaka okumalı her ne kadar finali keşke daha heyecanlı olsaydı desemde güzel bir kitap ve sıkılmadan okuyacağınız garanti diyebilirim.
 

17 Kasım 2013 Pazar

Okudum... Şah & Sultan / İskender Pala

 
Konusu:
 
Tutku...
Güzellik...
Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.
Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim'i de Şah İsmail'i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş.
Çaldıran...
Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride.
Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi?
Kızılbaşlık!
Sünnilik!
İktidar hırsı.
Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman!
Korku? Ya o?
Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir.
Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir.
Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta.
Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir.
Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri.
Ve işte bir kez daha aşk!
Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar.
Şah ve Sultan...
Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler.
Masal kadar gerçek.
Büyüleyici olduğu kadar umut verici.
Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap.
İskender Pala'dan...
*****
 
İskender Pala en sevdiğim Türk yazarların başında geliyor diyebilirim.
Özellikle tarih ve tarihi kitapları sevdiğim için İskender Pala'nın hemen hemen her kitabını okumaya çalışıyorum.
Bu kitapta konusu itibariyle baya bir ilgimi çekmişti ama bir türlü alıp okuyamamıştım.
Sonunda aldım ve okudum yine çok beğendiğim bir İskender Pala kitabı oldu.
Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim Han'ın savaşını şiir gibi anlatıyor.
Hem cenk meydanında hem aşk meydanında çarpışmaları akıcı bir dille anlatılmış.
 
Tarih ve İskender Pala severlere okumasını tavsiye edeceğim bir kitap özellikle şiir gibi akıp giden anlatım için, kitapta anlatılan aşk için okunası diye düşünüyorum.

21 Eylül 2013 Cumartesi

Okudum... Asla Arkana Bakma / Tess Gerritsen

 
Artık haftasonları blogda film, kitap, dizi bazen yemek tariflerinin olduğu yazılar yayınlamaya karar verdim.
Yani haftasonu bu blogda kozmetik olmasın diye düşündüm hatta haftasonu yazılarımın konuları daha farklılaşabilirde ama haftasonu kozmetik bir süre olmasın.:)
Bugünün konuğu son günlerde okuduğum kitap olsun.
Yarın blogda büyük ihtimal dizi mevzuları olabilir.:)
 
 
 
Konusu:
 
Hayat insanı yalanlara alıştırabilir ama ben içimdeki sesi dinleyip bu sahte dünyanın dışına çıkacağım…O ses ısrarla ölmediğini söylüyordu; efsanevi pilot Wild Bill Maitland, yani babam, acımasızca hazırlanmış bir oyuna alet edilmiş olabilir miydi? Yaşanan trajedinin üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen gerçekleri gün yüzüne çıkarmalıydım; daha dün gibi hissettiğim hüznü dindirmemin tek yolu buydu. Ama izlerin peşine düştükçe birileri hunharca öldürülüyor, geçmişe doğru attığım her adımda biraz daha dibe çöküyordum. Tek başımaydım, güçsüzdüm ve etrafımda güvenebileceğim kimse yoktu; ta ki onunla karşılaşana kadar…

Romanları dünyada milyonlarca okuyucuya ulaşmış usta yazar Tess Gerritsen, alışık olduğumuz tarzının dışına çıkarak bizleri bambaşka bir yönüyle tanıştırıyor. İçine romantizm de serptiği macera yüklü kitabı Asla Arkana Bakma heyecan ve gerilimin sınırlarını zorluyor.
 
*****
 
Tess Gerritsen romanlarını çok seviyorum ve bu kitapta beğendiklerim arasında yerini aldı.
Her ne kadar Rizzoli&İsles serilerindeki tadı bulamasamda bu kitapta başlı başına güzeldi.
Ki zaten bu kitapta ne Rizzoli var nede İsles dediğim gibi başlı başına farklı bir kitap ve sürükleyici anlatımıyla gayet güzel.
Yine akıcı anlatımı, olayların heyecanı sizi içine alıyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Bu kitapta 20 yıl önce babasını bir uçak kazasında kaybeden Willy'nin 20 yıl sonra kanser hastası olan annesinin isteğini yerine getirmek için babasının ölümü araştırması anlatılıyor.
Öldü sanılan baba aslında yaşıyor bu arayış tee Vietnam'a kadar gidiyor ve bu arayış sırasında Willy'nin yolu Guy ile kesişiyor.
Kısaca içerisinde macera ve aşkın bir arada olduğu sürükleyici bir Tess Gerritsen kitabı bu tarz kitapları sevenlere öneririm.
 
Bende bu kitap asla Cerrah ve Çırak serisindeki etkiyi bırakmasada sıkılmadan okudum.
Gerçi Tess Gerritsen'in şu ana kadar okuduğum hiçbir kitabı Cerrah ve Çırak'ı geride bırakamadı.



 


24 Ağustos 2013 Cumartesi

Okudum... Romanov Komplosu / Glenn Meade

 
Konusu:
 
Romanov Komplosu

Bazı sırlar asla çözülemez...

Dr. Laura Pavlov, 20. yuzyılın en buyuk muammalarından birine ışık tutacak bir gizemi çözmek uzeredir. Rusyanın Yekaterinburg şehrinde yapılan bir kazı sırasında, son Çar ve ailesinin 1918 yılında infaz edildiği bölgede, buz içinde bozulmadan kalmış bir ceset bulunur. Bu yeni bulgu, Romanov ailesinin ortadan yok olmasıyla ilgili yeni ipuçları sağlar. Ailenin, özellikle de kızları Prenses Anastasianın ölümü, ardında bir sürü soru işareti bırakmıştır. Bu keşif Pavlovu, yıllardır saklı kalmış bir gizli görevin peşinde; sırların, yalanların ve aldatmacanın girdabı içinde geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarır. Ülkemizde de geniş bir okur kitlesine sahip olan Glenn Meade, tarihsel gerçeklere dayanarak yazdığı Romanov Komplosunda, savaşın zor koşullarında, temelinde tarihin en çarpıcı olaylarından birinin olduğu, aşkın ve dostluğun sınandığı, nefes kesici bir hikâye anlatıyor.

... Ve bazı sorular sonsuza kadar yanıtsız kalır.
 
 
*****
 
 Glenn Meade'in tüm kitaplarını okuduğum için bu son kitabınıda okumasam olmazdı.
Bu kitaptada kendinizi tarihin tozlu sayfalarında bir maceranın içinde buluyorsunuz.
20. yüzyılın Rusya'sında ailesiyle birlikte hapiste olan Çar'ı ve ailesini kurtarmaya çalışan Bolşevik karşıtı bir grubun tehlikeli macerasına tanık olacaksınız.
Tabi kitap önce günümüzde Rusya'da bir kazıyla başlıyor sonrasında ise uzunca bir süre geçmişe götürüyor.
Anlatımı yine akıcı ve son sayfasına kadar hiç sıkılmadan okuyorsunuz.
Hele bir de benim gibi tarihi seviyorsanız sıkılacağınızı hiç sanmıyorum.
Beğendiğim bir kitap oldu ama yinede en beğendiğim Glenn Meade kitabı diyemem.
Benim için Brandenburg ve Kar Kurdu hala birinciliği paylaşmaktadır.



12 Ağustos 2013 Pazartesi

Okudum... Sisle Gelen Yolcu - Jean Christophe Grange

 
Sisle Gelen Yolcu
 
Ben gölgeyim.
 Ben avım.
Ben katilim.
Ben hedefim.
Kurtulmak için tek çarem var: diğerinden kaçmak.
Peki ya diğeri de bensem?
*****
 
Aslında bu kitabı okuyalı uzun zaman oldu ama yazmaya ancak fırsat buldum.
Kitabı bir arkadaşıma verdiğim için mecburen internetten bulduğum görseli ekliyorum.
Jean Christophe Grange kitaplarını ayrı bir seviyorum şu zamana kadar çıkardığı tüm kitaplarını okuyanlardanım.
Ama bu kitap nedense beni sarmadı eski kitaplarındaki tadı bu kitapta bulamadım.
Konu güzel biraz karışık anlatımda iyi ama nedense sarmadı fakat yinede 5-6 gün içerisinde bitirdim.
Eğer Jean Christophe Grange'ın tarzını seviyorsanız veya bu tarz cinayet-polisiye romanlarını seviyorsanız bu kitabıda okuyun derim.
Fakat bana göre bu kitap asla Grange'ın en iyi kitabı diyemem.
 

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Okudum: Begüm - Bir Devrimin Ruhu / Kenize Mourad

 
Konu:
 
Kenize Mourad, Kuzey Hindistandaki Awadh Krallığının Begüm Hazret Mahalin çok az bilinen hikâyesini konu ettiği romanında, İngiliz işgaline karşı 1857 yılında gerçekleşen ve Begümün bizzat başını çektiği Sipahi Ayaklanmasını anlatırken bugünün dünyasına da göz ardı edilemeyecek göndermelerde bulunuyor.

Begüm, fazla tanınmayan ama cesareti ve kahramanlığıyla Hindistanın bağımsızlık savaşında ilk adımı atan benzersiz bir genç kadının romanıdır. Saraydan Sürgüne, Toprağımızın Kokusu adlı kitaplarıyla tanıdığımız Kenizé Mourad, bu kez 1856 yılında ülkenin büyük bölümünün mutlak hâkimi olan İngiliz Batı Hint Kumpanyasının, Kuzey Hindistanın en zengin devleti bağımsız Awadhı ilhak etmeye, bu devletin kralını sürgüne göndermeye kalkmasıyla yol açtığı büyük bir ayaklanmayı anlatıyor. Bu ayaklanmanın lideri ise kralın dördüncü karısıdır.

Awadh Krallığının başkenti olan, ihtişamı ve farklı toplumların uyumlu yaşamları nedeniyle Altın ve Gümüş Şehir olarak tanınan Lucknow bu ilk bağımsızlığın merkezi olacak; en acımasız katliamlar, en inanılmaz yiğitlikler, en iğrenç ihanetler, aşkların en umutsuzu, en yasağı burada yaşanacaktır.Begüm, bir devrimin ruhunun ve unutulmaz bir kadının öyküsü.

Bu öyküdeki tarihi olaylar ve kahramanlar gerçektir.
Bu destan Kuzey Hindistanda, gücünün doruğundayken günümüz Uttar Pradesh eyaletine denk olan, Fransanın yarı büyüklüğündeki Awadh Krallığında gelişmiştir.
 
*****
 
Tarihi romanları sevdiğim için vede Kenize Mourad'ın Saraydan Sürgüne romanını çok beğendiğim için bu romanıda almadan edemedim.
Farklı konusu ile hemen sarıyor amma velakin fazla akıcı değil sanırım bu çeviriden kaynaklanıyor.
Normalde konusunu beğendiğim romanları 2-3 gün içerisinde bitiririm fakat bu kitabı 1 hafta gibi bir sürede bitirebildim.
Yinede Hindistan üzerine, sömürgelik üzerine yazılmış çok güzel bir kitap İngiltere'nin Hindistan'da yaptığı kötülükleri gayet güzel anlatıyor.
 
Eğer tarihi romanları seviyorsanız bu kitabı beğenebilirsiniz.
Tabi bu kitabı orjinal dilinde okumak gibi bir imkanı olanlara Fransızca'sını okumalarını tavsiye ederim eminim ilk haliyle çok daha iyidir.

9 Nisan 2013 Salı

Okudum... Nar-ı Aşk

 
Sultan kızı, sultan kardeşi, amcam I. Abdülhamidin en gözde yeğenlerindenim; güzelliğim dillere destan… On sekiz yıllık hayatım boyunca ne arzu ettiysem yerine getirildi. İsteklerime amade, etrafımda pervane gibi dönen nedimeler, cariyeler… Tüm bunlara rağmen bendeniz, Beyhan Sultan öyle bedbahtım ki! Gönlüm aşk ateşiyle yansa da derdimi kimselere diyemem…
Ben Şeyh Galip; tasavvuf ehli, aşk ehli bir şair… Yirmi yaşında divan sahibi oldum, yirmi altı yaşında Hüsn ü Aşkı yazdım. Ama asıl aşkı, aşkla yıkanan Konyada, Beyhan Sultanın suretinde buldum. O gün onun gül yüzüne nazar ettim de pervane misali yanmaya durdum. Kendi ayaklarımla bile bile aşkın yangınına girdim…
Mine Sultan Ünverden 18. yüzyıl İstanbulunda bir aşk masalı… Nâr-ı Aşk tasavvuf, saray hayatı, ıslahat hareketleri ekseninde soluk soluğa okuyacağınız bir roman…
*****
 
Son zamanlarda okuduğum en güzel aşk romanlarından biri diyebilirim.
Şeyh Galip ile Beyhan Sultan'ın aşkı çok güzel, etkileyici bir biçimde anlatılmış.
İnsan böylesi gerçek aşkı anlatan bir kitabı okuyunca günümüzde geçen aşkları, aşka dair romanları, filmleri pekte inandırıcı bulamıyor.
Şeyh Galip'in bir yanda hakka olan aşkı diğer yanda Beyhan Sultan'a olan aşkıyla nasıl yandığını, sevdiğine vereceği ipek mendili kendi saçlarıyla işleyen Beyhan Sultan'ın aşkını sıkılmadan okudum diyebilirim.
Eğer bu tarz edebi yönü ağır kitapları seviyorsanız bu kitabı okuyun derim.
Yazarın dili oldukça akıcı hiç sıkılmadan bitirebildim.

9 Şubat 2013 Cumartesi

Okudum... Gönül Meselesi / Tuna Kiremitçi

 
Konusu:
 
"Hayat işte bunlardan ibaretti. Küçük bir kızın hasreti, bir kadının uyanışı, onun annesini gömdüğü gece ölümün gözlerine bakıp orada hayatı görmesi. Bunlar dışında hiçbir sır, hiçbir kehanet yoktu. İnsanın kendini bir nehrin akışına cesaretle teslim etmesi vardı.

Genç kızlığının odasındaki karyolaya uzandı. O kadar bilinçliydi ki, usulca yaklaşan uykunun ayak seslerini bile duyabiliyordu. Ama uykuya izin vermeden telefonu aldı eline, Ertuğrula yollanacak mesajı yazdı: "Şehirden ayrılma, konuşmamız gerekiyor."

Bir yıkımın, bir kaybın ardından Eskişehirdeki baba evine sığınmıştır Arda. Eşi Aliyi İstanbulda bırakmış, onunla, hatta hayatla bağını koparmıştır. Bir yıl sonra İstanbula, yanında kendisine emanet edilen bir çocukla dönmeye karar verdiğinde nelerle karşılaşacağından habersizdir. Ali farklı bir boyuta geçmiş, hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Ardayı şaşırtan, bu değişimden çok, Alinin hayatına giren ötekinin kimliği olur. Arda mu?cadele mi edecek yoksa kendi yalnızlığını geçmişten çıkıp gelen bir başka erkekte dindirmeyi mi seçecektir?
***
 
Genelde Tuna Kiremitçi kitaplarını beğenirim.
Yazarın akıcı üslubu kitapları okunabilir kılıyor ve bu kitapta yine akıcı üslubu olan bir çırpıda bitenlerden.
Bu kitapta yazarın ''git kendini çok sevdirmeden'' kitabının devamı niteliğinde ve açıkcası ilk kitap kadar olmasada bu güzel diyebilirim.
Arda, Ertuğrul, Ali hikayesine bir de Gönül isminde kapalı bir üniversite öğrencisi katılıyor.
Kesinlikle en iyi Tuna Kiremitçi kitabı diyemem ama tesadüfleri bol, hoş bir kitap kısaca bu kitabı okurken sıkılmıyorsunuz.
 
 

15 Ocak 2013 Salı

Okudumm

 
Son zamanlarda okuduklarım...
 
Can Dündar - Aşka Veda / Can Dündar'ın yazılarından derlenen hoş bir kitaptı.
Kısa sürede okuyup bitirdiklerimden.
 
Mehmet Demirkaya - Kurtlar Sofrasında Kan / Konu iyi ama anlatımda kopukluklar olan bir kitaptı siyasi, polisiye kitapları sevdiğimden sonuna kadar okudum.
 
Kahraman Tazeoğlu - Başka &  Ayrılık Ayrı Aşk Bitişik Yazılır  / Güzel şiirler, düşündüren cümlelerin olduğu güzel bir  Kahraman Tazeoğlu kitabı eğer bu tarz kitaplardan hoşlanıyorsanız okunmalı dediklerimden.
 

17 Aralık 2012 Pazartesi

Okuduklarım

 
Bu aralar sadece gördüğünüz bu 2 kitabı okudum.
Ve ikiside çok güzel kitaplardı.
 
Nisanın 2 Günü - Tufan Gündüz: Çanakkale savaşını çok farklı bir şekilde anlatan akıcı ve bir günde bitirdiğim fakat bitmese dediğim bir kitap oldu.
Edebi ağırlıklı ve sıkmadan bir çırpıda okuyup bitirdim.
Tarih romanı sevenlere önerebileceğim bir kitap.
 
İncir Kuşları - Sinan Akyüz: Okurken boğazımın düğüm düğüm olduğu hatta bazen gözlerimin dolduğu acı bir Bosna hikayesi insanı üzende bu kitapta yazanların hepsinin yaşanmış olması.
Zaten Bosna'yı anlatan her kitap, her film beni mahvediyor ve bu kitapta insanı derinden etkiliyor.
Kitapta anlatılan aşka ve savaşın acımasızca vurup geçtiği hayatlara üzülmemek elde değil.
Hele ki avrupanın göbeğinde yaşanan ve tüm dünyanın kör, sağır olduğu bu savaşa, savaşta insanların özellikle kadınların yaşadıklarına lanet etmemek mümkün değil.
Bugüne kadar okuduğum Bosna'yı, Bosna savaşını anlatan en akıcı, derinden sarsan birkaç kitaptan biri diyebilirim.
Bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan birisi diye düşünüyorum...

19 Kasım 2012 Pazartesi

Okudum..

 
Konusu:
Anna hasta değil, ama on üç yaşına dek sayısız ameliyat, nakil ve operasyon geçirdi, iğneler vuruldu.
Hepsi ablası Kate'in çocukluğundan beri yakasını bırakmayan lösemiyle mücadele edebilmesi için.
Kate ile tam doku uyumu olması için labarotuar ortamında genleri özel olarak seçilen özel üretim bir çocuk olan Anna, ablasına ilik verebilmesi için dünyaya getirilmişti - bu rölünü ve hayatını hiç sorgulamadı… bugüne dek.
Şimdi ise ergenlik çağındaki çoğu genç gibi Anna da gerçekte kim olduğunu sorgulamaya başlıyor ve sonunda çoğu insan için akla getirmesi bile mümkün olmayan bir karar alıyor; ailesini paramparça edecek ve sevdiği ablası için belki de ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir karar.
Çok önemli etik tartışmaları körükleyen kışkırtıcı bir roman olan Kız Kardeşim İçin, bir ailenin ne pahasına olursa olsun verdiği hayatta kalma mücadelesini ve ibret alınacak bir ahlak öyküsünü anlatıyor.
 
*****
 
Bu kitabı alalı baya bir zaman oldu fakat okumaya ancak fırsat bulabildim.
Hatta kitabını okumadım diye filmini izlemeyi bile erteleyip durdum ve kitabını okuyunca hemencik filminide izledim.
Kesinlikle etkileyici, güzel ve en önemlisi sıkmayan ama insanı fazlaca duygulandıran hele bir de ağlamaya fazlasıyla müsait bir bünyeye sahipseniz bolca ağlatabilecek olan bir kitap diyebilirim.
Konusu bakımından insanı daha ilk sayfada etkiliyor ve en önemlisi kitapta ki karakterlerin hepsinin duyguları, düşünceleri, olaylara bakış açıları kendi ağızlarından anlatılıyor olması çok hoşuma gitti.
Özellikle etkileyici bir sona sahip ben kolay ağlamayan biri olmama rağmen bu kitabı okurken hele sonuna yaklaşırken gözyaşlarıma hakim olamadım.
Fakat filmini izlediğinizde benim gibi hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.
Çünkü filmi kitapla birebir uyumlu değil özelliklede sonu beni çok şaşırtmıştı bence kitabı sevdiren, okunası yapan şaşırtan, insanı allak bullak eden sonuydu.
Bu kitabı mutlaka okuyun derim tabi okurken yanınızda koca bir paket peçete bulundurun diyede uyarımı yapayım.:)
 

9 Eylül 2012 Pazar

Okudum...

 
Bu gördüğünüz kitapların hepsinin şu 1 ayda bitirmedim geçen sefer ki okudum yazısına eklemeyi unuttuklarımda bu yazıdadır diyerekten hatırlatayım dedim.:)
Tabi bir de bu kadar çok kitap olmasının sebebi bu gördüğünüz kitaplardan 2 tanesinin birini hızlıca okumam atlaya, atlaya diğerini ise yarıda bırakmamdan ötürüdür.
 
Dünyanın İlk Günü-Beyazıt Akman: Fatih Sultan Mehmet Han'ı, Fetih'i ve Fatih dönemini oldukça güzel anlatan bir kitap aslında kitaba ilk başlarken biraz sıkılmıştım ama sayfalar ilerledikçe kitap beni içine almayı başardı.:)
Hatta bu roman bir seri ikinci kitap henüz çıkmadı çıktığı vakit imparatorluk serisinin ikinci kitabınıda alıp okumayı istiyorum.
 
Katre-i Matem-İskender Pala: Yine çok beğendiğim bir İskender Pala romanı sanırım bu adamın sevmediğim kitabı yok.
Bu kitabıda mutlaka okuyun diyorum başkada bişey demiyorum.:)
 
Limon Ağacı-Sandy Tolan: Okurken sıkıldığım hatta bazen hızlıca geçtiğim bir kitap oldu Filistin'li bir genç ile İsrail'li bir kızı anlatıyor ama kötü bir anlatım hani büyük bir aşk hikayesi okuyacağım diye alırsanız yanılırsınız.
 
Kağıttan Düşler-Bahiyyih Nakhjavani: İşte okurken sıkıldığım bir başka kitapta bu hatta kitabı bitiremedim bile o kadar sıkıldım.
 
Sürgündeki Prenses Süreyya-Prenses Süreyya: Son İran Şahı Rıza Pehlevi'nin bir zamanlar güzelliği dillere destan olan ikinci eşi Süreyya'nın hayat hikayesini okurken pek sıkılmadım diyebilirim.
Hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığı bir hayatın hikayesi biyografi romanları sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum.