Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2013 Pazar

İzledim... Uzun Hikaye

 
Konusu:
 
Bulgar Ali küçük yaşta yetim kaldıktan sonra Pehlivan dedesi Süleyman ile Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen bir Balkan göçmenidir. Ali'yi dedesi mert ve eşitliğe inanan bir insan olarak büyütür. Delikanlılık yıllarında aşık olduğu Münire'yi ailesi ona vermeyince kaçıran Ali'nin hayatı bundan sonra sevdiği kadınla birlikte tren istasyonlarını arasında kasaba kasaba gezip, nerede tutunabilirse orada yaşayarak geçer. Bu arada Mustafa adında bir de oğulları olur.
Fakat geçimini daktilo bilgisi, katiplik, muhasebe kaydı tutma gibi işlerle kazanan Sosyalist lakaplı Ali haksızlığa katlanamayan kişiliği nedeniyle, en basit eşitlik istediği kasabadan dahi bencil ve çıkarcı insanların kumpası nedeniyle kovulur. Bu arada Mustafa da büyümekte ve kendi hikayesini oluşturmanın peşindedir...
1940'lı yıllardan başlayarak 70'li yıllara kadar uzanan öyküsü ile hem hüzünlü, hem de neşeli ve heyecanlı bir film olan Uzun Hikaye'nin yapımcılığını ve yönetmenliğini Osman Sınav üstlenirken, senaryo Yiğit Güralp'e ait.
Edebiyat dünyasının tanınmış isimlerinden Mustafa Kutlu'nun aynı adlı eserinin sinemaya uyarlanması olan filmin başrolünü Kenan İmirzalıoğlu üstlenirken kadroda kendisine Tuğçe Kazaz, Ushan Çakır, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Algöz ve Cihat Tamer gibi önemli isimler eşlik ediyor...
 
*****
 
Uzun zamandır izlemek isteyipte izleyemediğim bir filmi ve sonunda izlemeyi başardım.:)
Öncelikle sıcacık, samimi bir film olduğunu ve şahane bir kadroya sahip olduğunu söylemeliyim.
Bir kitap uyarlaması fakat kitabını okumadığım için birebir mi aktarıldı yoksa farklılıklar var mı birşey diyemeyeceğim.
 Kenan İmirzalıoğlu'nun performansı çok iyiydi artık iyi bir oyuncu olduğunu kanıtladı diye düşünüyorum.
Bu filmde onu aile babası olarak görmek bence bir farklılıktı bildiğinden şaşmayan, dosdoğru, delikanlı, merhametli bir aile babasıydı.
Ali karakteride Kenan İmirzalıoğlu'nun bugüne kadar çoğunlukla canlandırdığı delikanlı profiline uygun olsada ufacık, tefecik farklılıkları vardı.
Filmde ki oyuncular o kadar iyiydi ki Tuğçe Kazaz bile gözüme batmadı.
Genelde Osman Sınav'ın yaptığı dizileri ve filmleri çok beğenirim.
Hele ki Süper Baba nasıl unutulur herhalde bu diziyi sevmeyen, unutmayan yoktur.
Deli Yürek'i seyretmedim ama Kurtlar Vadisi'ni Osman Sınav çekerken severek izlerdim.
Osman Sınav'ın tv'de ki son işi kısa sürede yayından kalkan Kılıç Günü'ydü ve bu diziden sonra karşımıza böylesi ses getiren bir filmle çıkmasına çok mutlu oldum.
Filmin akıcılığı, anlatımı ve oyunculuklar çok iyi açıkcası ben sıkılmadan izledim ve özellikle filmin sonunda çalmaya başlayan şarkıya vuruldum.
Güzel bir film özellikle Türk filmleri arasında iyi bir yere sahip olacaktır diye düşünüyorum hala izlemediyseniz mutlaka izleyin derim.
 
İşte filmin sonunda çalan şarkı
Solist: Oya İşboğa
Şarkı: Ah Bu Gönül Şarkıları
 
 
 

16 Şubat 2013 Cumartesi

İzledim... ARGO

 
Oscar adayı filmleri ödüller verilmeden önce izlemeye çalışıyorum.
İşte Oscar'a en iyi film dahil bir çok dalda aday olan Argo ilk izlediğim aday filmlerden oldu.
 
Konusu:
 
1979 yılında 4 Kasım tarihinde Şah'ın devrildiği İran devriminin en yoğun günlerinde, militanlar başkent Tahran’daki Amerikan Büyük Elçilik binasına girip 52 Amerikalı’yı rehin alırlar. O hengamede kaçmayı başaran 6 Amerikan vatandaşı Kanada Elçiliği’ne sığınır ve hayatları halen tehlikededir. Her an yakalanma ve öldürülme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. CIA uzmanı Tony Mendez bu Amerikan vatandaşlarını kurtarmak amacıyla bir film senaryosuna yakışır oldukça riskli bir plan hazırlar...
Filmin hem başrolünü hem yönetmenliğini üstlenen Ben Affleck imzalı yapımda ünlü oyuncuya Alan Arkin, John Goodman, Kerry Bishé, Kyle Chandler, Rory Cochrane ve Christopher Denham gibi isimler eşlik ediyor.
Senaryo ise Antonio Mendez’in "Master In Disguise" adlı kitabının bazı bölümlerinden esinlenerek Chris Terrio tarafından kaleme alındı.
 
*****
 
Filmi merak etmekte ki ilk sebebim Ben Affleck idi kendisini severek takip ederim ve bu filmde hem yönetmenliğini yapmasından hemde başrolünde olmasından ötürü izlemesem olmazdı.
Tabi filmin bizim ülkemizde de çekilmiş olmasıda ayrı bir merak sebebi olmadı değil.
Konunun işlenişi, senaryo, oyunculuklar kesinlikle çok güzeldi.
İran sahnelerininde İstanbul'da çekilmesi baya ilginçti özellikle bir sahnede trafik tabelasında İstanbul Büyükşehir Belediyesinin amblemini görünce kopmadım değil.:)
Ama bu filmin güzel olduğu, izlenebilir olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Ben Affleck'in gerek oyunculuğu gerekse yönetmenliği şahane özellikle kendisinin bu kadar iyi bir yönetmen olacağı, böylesine iyi bir film yapacağını  hiç düşünmezdim.
Gerçi Gone Baby Gone ve The Twon filmlerinde gayet iyi bir yönetmenlik sergilemişti ama Argo'da kendini aşmış.
Bu arada filmde anlatılmayan bir detayıda hatırlatmakta fayda var ABD bu rehine olayında operasyon düzenlemiş ama başarılı olamamış.
Ve bu olayda ABD'nin sınır ötesinde yaptığı ve başarıya ulaşamamış tek operasyon olarak tarihe geçmiştir.
Yani insanlar büyükelçilikte 1,5 seneye yakın rehin tutulurken yapılmış bir operasyon var ve bu filmde azda olsa gösterilmedi keşke gösterilseymiş.
Tabi gösterilmeme sebebi süper güç ABD'nin imajı zarar görmesin olabilir nede olsa geçmişte kalmış bir olay kimse bunu araştırmadıkça bilmeyecek.
 
Neyse uzun lafın kısası kesinlikle bu senenin en iyi filmlerinden birisi mutlaka izlenmeli diye düşünüyorum.
Kesinlikle izlenmeye değer bir film bence bu sene Oscar'ı alacak gibi gözüküyor.

9 Şubat 2013 Cumartesi

İzledim... Flight - Uçuş

 
Konusu:
 
Başarılı bir pilot Whip, düşmekte olan bir uçağı bütün pilotluk yeteneklerini kullanarak çok sıra dışı bir biçimde, en az hasarla yere indirmeyi başarır; mürettebatla birlikte uçaktaki pek çok insanın da hayatı kurtulur. Whip hastanede gözünü bir kahraman olarak açar ama kaza soruşturmasında hiç beklemediği bir ithamla karşılaşır. Raporlar kaptan pilotun uçuşa alkol alarak çıktığını göstermektedir. Bir yandan kurtardığı hayatlar, hiç kimsenin o uçağı kendisi gibi indiremeyeceğini söylerken bir yandan da hakkında açılan mahkeme ile uğraşmak durumundadır.
Yönetmenliğini usta sinemacılardan Robert Zemeckis'in üstlendiği yapımın senaryosunu John Gatins kaleme alırken kaptan pilot Whip rolünde Denzel Washington'ı izliyoruz.
 
*****
 
Bir Denzel Washington seveni olaraktan bu filmi izlemesem olmazdı.
Kesinlikle izlenmesi gereken bir film yönetmen koltuğunda Robert Zemeckis var.
Ve Denzel Washington yine oyunculuğuyla döktürmüş.
Hoş bu adamın kötü performans sergilediği bir filmi sanırım yok.
Bir uçak kazası ve minimum kayıpla atlatılmasının sebebi alkol ve uyuşturucu bağımlısı bir pilotun müthiş becerisi ve bu başarısına rağmen yargılanması çok güzel bir şekilde anlatılıyor.
Filmin sonu ise gerçekten çok güzel bence Denzel Washington bu filmdeki performansı ile Oscar'a bir kez daha aday olmalıydı ama ne yazık ki olamadı.
İzlemediyseniz mutlaka izleyin derim
 
 

19 Ocak 2013 Cumartesi

İzledim... Kibarca Öldürmek / Killing Them Softly

 
Filmin Özeti:
 
Yerel bir çetenin yönettiği, büyük paraların döndüğü bir yeraltı kumar işletmesinde ciddi bir soygun gerçekleştirilir. Failler kendilerini akıllı zanneden ama aslında geride bir sürü iz bırakan 3 adamdır. Bunun üzerine çete, düzenlendiği poker oyunları sırasında yapılan soygunları araştırmak için Jackie Cogan'ı görevlendirir. Soğuk kanlı Jackie acımasızlığı ile tanınır ama işini bir o kadar da 'temiz' ve 'kibarca' yapar. İşin esas faillerini bulmak ve icaplarına bakmakla görevlendirilen kiralık katil, diğer yandan da yaşadığı ülkenin gerçek yüzünü görebilen bir adamdır...
Andrew Dominik tarafından sinemaya uyarlanan ve dünya prömiyeri 2012 mayısında Cannes Festival'inde yapılan filmin başrolünde Brad Pitt yer alırken, kadroda kendisine Richard Jenkins, James Gandolfini ve Ray Liotta eşlik ediyor.
 
*****
 
Son zamanlarda sıkça konuşulan bir film olunca bir de başrolünde Brad Pitt varken bu filmi izlememek olmazdı.
İzledim, merakımı giderdim peki beğendim mi eh işte diyebilirim.
Zaman zaman sıkıcı olan bir film ama Brad abimize tetikçilikte pek bi yakışmış o ayrı bi mevzu ama çok daha iyi  Brad Pitt filmlerini izlediğimiz için bu film beni pek sarmadı.
Anlattığı konu evet güzel, kadrosu bence çok çok güzel Brad Pitt ve Jamed Gandolfini ismi filme ilgi çekmek için yeterde artar.
Ama yinede sarmayan bir film evet güzel politik göndermeler var özellikle çekimler şahane hele kanların havada uçuştuğu sahneler süper ama izlerken daraldığım filmlerden oldu.
Bu tarz filmlerden hoşlananların sıkılmayacağını düşünüyorum ki bende cinayet, polisiye, politik içerikli filmleri severim ama nedense bu filmi sevemedim.

27 Şubat 2012 Pazartesi

Oscar Töreni 2012

Gelelim gecenin şıklarına bana göre bu sene şık hanımlar oldukça azdı işte buyrunuz kim ne giymiş nasıl gelmiş.:)


Bana göre gecenin en şık en sade isimlerinden birisi Gwyneth Paltrow'du Tom Ford imzalı elbisesiyle sade ama şıktı ayrıca her zamanki gibi sade saçı ve makyajıyla yine çok güzeldi.:)


Gecenin bence bir diğer şık hanımı Penelope Cruz'du tam Oscar törenlerinin havasında bir elbise giymişti özellikle elbisenin omuz kısmına ve rengine bayıldım ayrıca saçı ve makyajıda çok güzeldi.:)
Elbise Giorgio Armani imzasını taşıyor ayrıca takılarıda çok hoş onlarda Chopard



Natalie Portman'ın kıyafetinin modelini beğendim fakat puantiyeli bir kumaşla gerçekten kötü durmuş en azından Oscar gecesi için hafif kaçmış takıları, makyajı, saçı hoş ama Natalie'nin çok daha şık günleri olmuştu.:)
Elbise Dior imzası taşıyor.


Gecenin kazananlarından Merly Streep ise oldukça şıktı sanırım bu kadın hiç yaşlanmayacak ve hep böyle güzel kalacak.:)
Elbisesi Lanvin


Angelina'nın kıyafetinin modelini çok beğendim kumaşının kadife olması biraz kıyafeti ağırlaştırmış ama Angelina gözüme bu kıyafetle, bu saçla, makyajla pek bir güzel gözüktü takıp takıştırmamış, ağır bir makyaj yapmamaış sadece kırmızı bir ruj sürmüş yetmişte artmış.
Angelina'nın kıyafeti Atelier Versace Brad Pitt'in ise Tom Ford imzalı



Jennifer Lopez ise yine seksiliğini konuşturmuş her ne kadar accık kilomuz olsada gayet hoşuz sadece saç modelini beğenmedim bu tarz topuzları nedense sevemedim gitti daha farklı bir topuz olsa daha mı hoş dururdu sanki??
 Jennifer'ın elbisesi Zuhair Murad çantası Ferragamo imzalı.



Oscar gecesinin şık hanımlarından biride Mila Jovovich elbisesine bayıldım zaten güzel kadın elbiseyi şahane taşımış ayrıca saçı ve makyajıda şahane:)
Bu güzel elbisede Elie Saab imzası var.


Michelle Williams ise gecenin en hoş hanımlarındandı turuncu kıyafetinin modeli, rengi çok hoştu.
Ayrıca kurdela şeklindeki broşunu çok beğendim.
Saçı ve makyajı ise ayrı güzel:)
Kıyafet Louis Vouitton imzalı


Cameron Diaz Gucci imzalı elbisesiyle çok şık gözüküyor elbisenin hareketli etek uçları çok hoşuma gitti.:)


Sandra Bullock benim en sevdiğim oyunculardan biridir ve bana göre Hollywood'un hemen hemen her daim şık olan kadınlarından Oscar gecesinde de Marchesa imzalı kıyafetiyle çok hoştu.
Makyajı ve at kuyruğu saçını ise çok beğendim.:)


Geceden bir bey daha ağırlayalım o da en iyi erkek oyuncu adaylarından George Clooney geceye sevgilisi Stacy Keibler ile gelmiş.
George her zaman olduğu gibi yine yakıyor ama aynı şeyi sevgili sevgilisi için söyleyemeyeceğim en azından kıyafeti için söyleyemeyeceğim fakat saçı ve makyajı hoş olmuş.:)
George Clooney'in smokini Giorgio Armani Stacy Keibler'in kıyafeti ise Marchesa


Vee son olarak Emma Stone aslında elbisesinin rengi güzel modelide güzel ama boğazındaki kocaman kurdelayı sevmedim zaten insanın gözü direkt o kocaman kurdeleye gidiyor.
Fakat saç modeli ve makyajı çok hoş olmuş bu tarz topuzlara bayılıyorum.:)
Elbise Giambasta Valli imzası taşıyor.


Benim için gecenin en şıklarına gelirsek Gwyneth Paltrow, Mila Jovovich ve Penelope Cruz
Fakat bu seneki törenlerde wooww şahane, muhteşem diyebileceğim biri yoktu sadece şıklar ve hoşlar vardı.:)

84. Oscar Ödülleri

Dün akşam yine şahane bir törenle Oscar'lar sahiplerini buldu ben geceyi sonuna kadar izleyemedim ama George'm Clooney'imin ödül almamasına üzüldüm fakat Jean Dujardin'de çok beğendiğim bir oyuncudur.
Onu ilk Jean Reno ile oynadığı Cash filminde izlemiş ve takipçisi olmuştum ve sonunda o da Oscar'lanan avrupalı oyunculardan oldu sanırım bundan sonra kendisini Hollywood filmlerinde bolcana görürüz.:)
Ayrıca Meryl Streep'in ödül almasına şaşırmadım kadının bu 17. adaylığı sanırım daha çok kez aday olur bu gidişle kırılması zor bir rekora imza atacak.:)



İşte gecenin kazananları:

En İyi Film: The Artist
En İyi Yönetmen: Michel Hazanavicius / The Artist
En İyi Kadın Oyuncu: Meryl Streep / The Iron Lady
En İyi Erkek Oyuncu: Jean Dujardin / The Artist
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Octavia Spencer  / The Help
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer  / Beginners
En İyi Yabancı Film: A Separation / İran
En İyi Görüntü Yönetmeni: Robert Richardson / Hugo
En İyi Sanat Yönetmeni: Dante Ferretti, Francesca Lo Schiavo / Hugo
En İyi Kostüm Tasarımı: Mark Bridges / The Artist
En İyi Makyaj: Mark Coulier / The Iron Lady
En İyi Kurgu: Angus Wall, Kirk Baxter / The Girl with the Dragon Tattoo
En İyi Ses Kurgusu: Philip Stockton ve Eugene Gearty / Hugo
En İyi Belgesel: Undefeated
En İyi Animasyon: Gore Verbinski / Rango
En İyi Görsel Efekt: Hugo
En İyi Orijinal Müzik: Ludovic Bource / The Artist
En İyi Şarkı: Bret McKenzie / The Muppets
En İyi Uyarlama Senaryo: Alexander Payne, Nat Faxon, Jim Rash / The Descendants
En İyi Orijinal Senaryo: Woody Allen  / Midnight in Paris
En iyi Kısa Film: Terry George / The Shore
En İyi Kısa Belgesel: Daniel Junge / Saving Face
En İyi Kısa Animasyon: The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore

15 Şubat 2012 Çarşamba

Berlin Kaplanı


Ayhan Kaplan (Ata Demirer) Almanya'nın Berlin kentinde yaşamını iri yarı bedeninin avantajını kullanarak boksörlük ve bodyguardlık yaparak sürdüren bir Türk'tür. Fakat antrenörü Cemal (Tarık Ünlüoğlu) ve boksör Ayhan için artık işler eskiden olduğu gibi tıkırında değildir. Onları içine düştükleri dar boğazdan kurtaracak bir mucize gereklidir. Zira taze boksörler Ayhan karşısında gitgide güç kazanmakta, Ayhan ise piyasada gözden düşmektedir. İkiliyi içine düştükleri dar boğazdan kurtarmak için ancak bir mucize gereklidir; ve bu da çok uzak değildir...

Filmin konusu bu zaten artık bilmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum bende filmi izleyeli neredeyse bir hafta oluyor fakat bir türlü filmle ilgili postu hazırlamaya fırsatım olmadı.
Çok komik çok güleceğiniz bir film diyemem ama ben yinede güzel vakit geçirdim sulu ve bel altı esprilerin olmadığı kaliteli bir komedi filmi izlemek istiyorsanız mutlaka izleyin derim.
Öncelikle Ata Demirer'in oyunculuğu şahane zaten adamın kendisi komik hani bakışıyla güldürüyor diyebilirim.
Ayrıca filmin en çok güldüren kısmı bence 2. bölümü gerçi bu film fazlaca eleştirildi komik bulunmadı ülkemde Recep İvedik gibi basit komedi sevenleri açmayacak bir film diyebilirim kaliteli esprileri ve Ata Demirer'in oyunculuğu için izlenebilinecek olduğunu düşünüyorum.
Bu soğuk kış gününde arkadaşlarınızla, sevgilinizle, eşinizle veya ailenizle çoluk çocuk gidip izleyebileceğiniz herşeyin özellikle esprilerin ayarında olduğu hoş bir film...

16 Ocak 2012 Pazartesi

Altın Küre'nin Güzelleri

Charlize Theron'a olan beğenim malumunuz hem oyunculuğuna hem güzelliğine bayılıyorum ayrıca çok doğal bir kadın 69. Golden Globe ödül töreninde yine şahaneydi.
Kıyafeti şahaneydi diyemeyeceğim ama ne giyse yakışan bir kadın olduğu için yine giydiğini yakıştırmıştı.
Ayrıca saçını, makyajınıda çok beğendim abartısız makyajıyla güzelliği daha bir ön plana çıkmıştı.:)


Michelle Williams Altın Küre'nin bir diğer güzel yıldızıydı.
Sade ama şıktı hatta baya bir sadeydi diyebilirim ama güzelliği yeterde artar bile ayrıca elbisesi çok hoşuma gitti hele rengine bayıldım.:)


Ve gecenin bir diğer güzel yıldızı senelerdir severek takip ettiğim hemen hemen her filmini izlediğim güzelliğine, yeteneğine bayıldığım Natalie Portman yine duru güzelliği ile büyülemiş kıyafetini çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim ama olsun onun güzelliği yeter.:)


Vee son olarak karşınızda Jessica Biel onunda kıyafetini pek beğenmedim ama saçları, makyajı hoşuma gitti ayrıca bu saç rengi ona daha çok yakışıyor umarım onu uzun bir süre daha koyu renk saçla görürüz.


Altın Küre'ler Sahiplerini Buldu

Oscar'ın habercisi sayılan Altın Küre ödüllerinin 69'uncusu, Beverly Hills'de düzenlenen görkemli törenle sahiplerini buldu.

Kırmızı Halı'nın ardından başlayan ödül töreninde En İyi Film (Drama) ve Senaryo kategorileri dışında sürpriz yaşanmadı.
Geçen sene olduğu gibi yine usta komedyen Ricky Gervais'in sunduğu gecede The Descendants En İyi Film seçilirken bu filmdeki rolüyle George Clooney En İyi Erkek Oyuncu, Demir Leydi'deki rolüyle de Meryl Streep En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.

Komedi- Müzikal dalında ise beklendiği gibi The Artist En İyi Film seçildi. Erkek Oyuncu ödülü de The Artist'teki rolüyle Jean Dujardin'in oldu. Komedi-Müzikal dalında En İyi Kadın Oyuncu ise My Week with Marilyn'deki rolüyle Michelle Williams seçildi.

69. Altın Küre Ödülleri Kazananları

SİNEMA

En İyi Film The Descendants

En İyi Yönetmen Martin Scorsese – Hugo

En İyi Erkek Oyuncu (Drama) George Clooney - The Descendants

En İyi Kadın Oyuncu (Drama) Meryl Streep – The Iron Lady

En İyi Film (Müzikal veya Komedi) The Artist

En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal veya Komedi) Jean Dujardin – The Artist

En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal veya Komedi) Michelle Williams – My Week with Marilyn

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christopher Plummer – Beginners

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Octavia Spencer – The Help

En İyi Senaryo Woody Allen - Midnight in Paris

En İyi Yabancı Dilde Film A Separation (İran)

En İyi Animasyon The Adventures of Tintin - Steven Spielberg

En İyi Film Müziği
Ludovic Bource - The Artist

En İyi Şarkı Madonna - W.E.

TV

En İyi Dizi (Drama) Homeland

En İyi Erkek Oyuncu (Drama) Kelsey Grammer – Boss

En İyi Kadın Oyuncu (Drama) Claire Danes - Homeland

En İyi Dizi (Müzikal veya Komedi) Modern Family

En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal veya Komedi) Matt LeBlanc – Episodes

En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal veya Komedi) Laura Dern – Enlightened

En İyi Mini Dizi veya TV Filmi Downton Abbey

En İyi Kadın Oyuncu (Dizi, Mini Dizi veya TV Filmi) Kate Winslet – Mildred Pierce

En İyi Erkek Oyuncu (Dizi, Mini Dizi veya TV Filmi) Idris Elba – Luther

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Dizi, Mini Dizi veya TV Filmi) Peter Dinklage – Game of Thrones

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu – Dizi, Mini Dizi veya TV Filmi Jessica Lange – American Horror Story

25 Kasım 2011 Cuma

Merak Ettiklerim (Film)


Çağan Irmak'tan yine duygusal bir aile filmi daha izlemeden olmaz en kısa zamanda gidip izlenmeli filmde anlatılan olay bir çoğumuzun ailesinde olan bir hikayedir.
En azından benim ailemde var dedemler Selanik'ten mübadelede gelmişler ve annesi onları yani 3 kardeşi binbir zorlukla büyütmüş hele bir de babaları vefat edince hayat dahada zorlaşmış sanırım filmi izlerken aklıma dedemden dinlediğim hikayelerde gelecek.
İşte bu filmde de ana mevzu mübadele ve sonrasında değişen hayatlar zaten Çağan Irmak filmlerini çok severim bu filmide en kısa zamanda izlemek istiyorum ee filmde bir de Yiğit Özşener olunca izlenmesi mecburidir.:)

Filmin Konusu:
Ozan, Ege'de küçük bir sahil kasabasında yaşayan 10 yaşında bir çocuktur. Girit göçmeni dedesi Mehmet Bey nedeniyle arkadaşları onunla "gavur" diye alay etmektedir. Yalnız kalmaktan korkan Ozan, başta dedesi olmak üzere ailesine kızar "Biz Türküz." diyerek onlara kafa tutar.
Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, kasaba eşrafından, saygın bir adamdır. Kasaba halkına kol kanat gerer, sorunlarıyla ilgilenip, onlara yardım eder. Hoşgörürsüyle bilinen Mehmet Bey torununun bu durumundan dolayı üzülmekte ve endişe duymaktadır. Mehmet Bey daha yedi yaşındayken, ailesi zorla topraklarından kopartılmış, mübadeleyle Girit'ten göçmüşlerdir. Mehmet Bey'in en büyük arzusu ölmeden evvel doğduğu toprakları görebilmektir. Bu özlemle sık sık içinde mektuplar olan şişeleri Ege'nin mavi sularına bırakmaktadır.
DEDEMİN İNSANLARI, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere, bir defa daha ama bu kez farklı bir yerden bakacaksınız.

Film bugün yani 25 kasım itibariyle sinemalarda

21 Ekim 2011 Cuma

Türk Pasaportu


Bugün sinema sitelerinden birinde bu filmi görünce merak edip baktım neymiş diye bilmem okudunuz mu Ayşe Kulin'in Nefes Nefese romanında da bu hikaye vardı.
2. dünya savaşı zamanında binlerce museviyi soykırımdan kurtaran Türk diplomatların hikayesini anlatıyordu işte bu konu beyaz perdeye taşınmış.
Filmin künyesine baktım Ayşe Kulin'in adı yok belli ki kitaptan birebir aktarım söz konusu değil ama kaba taslak ana mevzu aynı İsrail'le ilişkilerin gerildiği bir dönemde böyle bir filmin gösterime girmesi oldukça manidar olmuş.
Yahudilerin hayatını ikinci kez kurtaranın yine Türkler olması ama bazı yahudilerin bunu yok sayması ilk kim mi kurtarmıştı 1490'lı yılların sonuna doğru 2. Beyazıd yahudileri İspanya kraliçesinin zulmünden kurtarıp Barbaros Hayreddin Paşa sayesinde Osmanlı topraklarına getirtmişti.
Bu filmi çok merak ettim Ayşe Kulin'in kitabını okurken tüylerim diken diken olmuş boğazım düğümlenmişti bakalım filmde o kadar etkileyici mi?
Türklerin ne olduğunu herkes görsün nedense hep birilerinin hayatını kurtaran, kendini ateşe atan Türkler olmuş bizim için kendini ortaya koyan tek bir devlet yok sanırım bu yüzden 1 Türk dünyaya bedeldir denmiş.:)

Fragmanını merak edenler için link ekliyorum.:)

http://www.youtube.com/watch?v=o6-Jt0NpYuY